21 Eylül 2012 Cuma

Küçük Şeyler

Herkesin ilgi alanı, sevdiği şeyler, hobileri ve fikirleri farklı. İyiki öyle! Böyle farklılıklar olmasa değişik ve harika şeyler çıkmazdı ortaya. :) Bana göre ayrı bir dünya olan küçük cisimler ise benim ilgi alanlarımın bir kısmını oluşturuyor. Aslında çoğumuz, özellikle kızlar, sever böyle mini mini şeyleri. Ama benim gibi gördükçe mutlu olacak dereceye geldiniz mi bilmiyorum. :) Zaten ev eşyaları arasında kendini kaybedebilecek bir insan olan ben, bir de minyatürlerini gördükçe aklımı yitiriyorum. :) Bugün bu sevgim tekrar aklıma geldiğinde Google'da küçük bir araştırma yapmaya karar verdim. ''Küçük Şeyler'' ve ''Minyatür Eşyalar'' adları altında karşıma çıkan ve beğendiğim şeyleri sizlerle paylaşmak istedim. :)

''Küçük Şeyler'' yazdığımda karşıma ilk çıkan Türk bir yazarın kaleme aldığı bir kitap oldu. Aslında TRT'de yayınlanan bir programmış ancak TV ile pek ilgilenmediğim için bilmiyordum. Konusu küçük ama önemli ipuçlarının insan yaşamı üzerindeki etkisiymiş. İlginç geldi, okuyabilirim. :)

Gelelim bulduğum minik şeylere. :)


Bu minik sandalyeler çok hoşuma gitti! İnanılmaz tatlılar! :)


Küpeler çok hoşuma gitti! :D Bu tarz bir şey bulursam kesinlikle alacağım!


Şu minyatür dolaba bakar mısınız?! Kız çocuklarını bırakın ben oynarım bunlarla. :D


Gülümsetti. :) İyi bir fikirmiş. :)


Küçülsem de ben uyusam burada. :)


Kimler giymek ister bu kazakları? :)


Sanırım acıktım! >.<


Bir kez daha acıktım! :D


Bu benim çok hoşuma gitti! Değişik bir şey. :)


Bundan kesinlikle istiyorum! Minyatür TOP bulursam onu içine oturtup gezdireceğim. :D


Minyatür cinayet! :O


Kitaplığımın olması en çok istediğim şeylerden biri. Yani minyatürüne bayıldım! :D


Minyatür pastane. :) Bütün gün bunun başında kalabilirim. :)


Bu gerçekten harika! :)


Bu tarz değişik takılara hastayım! :)


Ve bu muhteşem bir minyatür ev. :)


Son olarak Miniatürk. Minyatürlerden bahsederken burayı atlamak olmazdı. :) En çok görmek istediğim yerlerden birisi. :)


Daha neler neler var. Karar verdiğim anda resimleri toplayıp ekledim. O yüzden geniş çaplı araştırma yapamadan, önüme ne çıkarsa ekledim. Dediğim gibi minik şeyleri çok sevdiğimden hepsi bana göre harikalar! Umarım siz de beğenirsiniz. :)

Minik minik gidiyorum efendim. :)


18 Eylül 2012 Salı

Bir Genç Kızın Bıkkınlığı

Kocaman bir sitem etmek istiyorum. Anlatacağım durumdan gerçekten ama gerçekten sıkıldım artık!

Beni tanıyacak kadar konuşmuş olanlar biliyor. Ben kendini seven bir kızım. Fakat bunu ne ukalalık olsun ne kendini beğenmişlik olsun ne de üstünlük taslamak olsun diye yapmıyorum. Sadece kendimi seviyorum işte! Ama diğerlerinin bununla alıp veremediği ne var gerçekten anlamıyorum. Açıkçası kendine hakaret boyutunda laflar eden insanlardan nefret ediyorum. Bulunduğu duruma yatıp kalkıp şükürler yağdıracaklarına orasına burasına laflar ediyorlar. Ki büyük bir kısmı diğerlerinden iltifat duymak için yapıyor bunu. Ha onlara iyi hoş, ben kendimi sevdiğimi belirttiğimde ben kompleksli ben ukala ben kendini beğenmiş oluyorum. ''Burnun çirkin, dudakların ince, gözlerin sıradan, zayıf değilsin. Neden bu kadar kendini seviyorsun?'' diyorlar. Sadece mükemmel özelliklere sahip olan insanlar mı kendini sevebilir? Kaşım gözüm yamulsun yine de kendimi sevmeye devam edeceğim. Bu konuda çok fazla üstüme geliniyor. Onları bu kadar ilgilendiren kısmı hala çözebilmiş değilim. Rahatsız oluyorsan benimle iletişime geçmezsin, sosyal ortamalrdaki arkadaşlığını bitirirsin. Bu kadar basit! Ama çok hoşlarına gidiyor başkalarını yerden yere vurmak. Bana mükemmel değilsin diyenlerin burnu havalarda geziniyor...

Bir de şu davranış meselesi var. Ben arkadaşlarımın arasında rahat davranmayı seven ve öyle de davranan birisiyim. Bu da büyük problem oluyor tabi. Kendim olabiliyorum diye rahatsızlık duyuyorlar. Ancak bir iki değersiz insan laf etti diye asla değişmeyeceğim. Neysem oyum ve bu halimden de gayet memnunum. Rahatsız olan varsa pekala da uzak durabilir. Memnun olurum hatta.

Bu yazdıklarım asla kendimi övmek veya başkalarını küçümsemek için değil. Sadece içimi boşaltıp biraz olsun rahatlamak istedim. Size göre çok basit bir konu belki de ama sürekli bu sözlere maruz kalmak gerçekten bıktırıyor.

Kendinizi sevebilmeniz dileğiyle...

14 Eylül 2012 Cuma

Bitch please, this is GD!



Şarkıların hepsini şimdi dinledim ve ba-yıl-dım! Kesinlikle GD'den umduğumu buldum. Bu çocuğun şarkı yazmadaki zekası beni çok etkiliyor. Her şarkısı bambaşka ve hepsi harika!

CRAYON: Kesinlikle favori şarkım bu! Her ne kadar hüzünlü sesine bayılsam da bu tarz şarkılar onlara daha çok gidiyor sanki. Eğlendirmeyi gerçekten iyi biliyor. Umarım klipte dans kareografisi olur. Gerçekten tam dans etmelik bir şarkı. Bütün gün ''Why so serious?'' diye gezeceğim sanırım. :) Sonlardaki 'Eeeeyyy' kısımları çok güzel. :)

KYEOLGUK: Bu şarkı sonbaharı hatırlattı bana niyeyse. Klibi olsa mesela kurumuş yapraklar, üzgün bir GD, hafif rüzgar ve GD'nin etrafında durmadan dönen bir kamera canlandı kafamda. Hikayeli bir klip olurdu heralde.GD yine bol bol koşardı. :) Anlamını gerçekten çok merak ettim. Çok değişik bir havası var! Daha ne diyeyim... Gerçekten fazlasıyla beğendim.

MISSING YOU: Islık çok yakışmış bu şarkıya. Çok cool bir atmosferi var şarkının. Şu filmlerde gördüğümüz eski zamanlarda sahnede söylenen şarkılar gibi. Aynı zamanda şimdiki zamana da uygun. Bu şarkıya şehir ışıkları çok güzel gider. Suratında o kendin emin gülümsemeyle ıslık çalarak elleri cebinde yürüyen bir GD. Tabii anlamını bilmeden canlanıyor bunlar kafamda. Belki çevirisiyle değişir bu fikirlerim. Kim Yuna'nın sesini çok beğendim. Değişik bir sesi var ve şarkıya iyi gitmiş bence. :)

TODAY: Bu şarkıyı dinlerken içim kocaman bir mutluluk ve umutla doldu! Kollarımı iki yana açarak kocaman bir gülümsemeyle etrafımda dönesim var. Hep klip olarak canlanıyor şarkılar kafamda. Bunda da farklı milletlerden, değişik şeylerden mutlu olan insanlar canlandı gözümde. Renkleri sıcak ve yoğun bir klip. GD başında şapkası, ayağında kaykayı mutluluk dağıtıyor etrafa. :)

Bunu tekrar tekrar söyleyeceğim ama bütün şarkıları çok beğendim! One of a Kind ve That XX'i de çok beğenmiştim ama bu şarkılar daha iyi gibi geldi şimdi bana. :) Uzunca bir süre bütün VIPler bu şarkıları hiç sıkılmadan dinleyecekmiş gibi gözüküyor. Her şarkı farklı hisleri barındırıyor. Şarkıya duygu verme işinde ustalaşmış liderimiz kesinlikle. Gerçekten bir dahi. Adam müzik için doğmuş ve sonuna kadar hakkını veriyor. İyiki YG'de iyiki BIGBANG'in lideri...

TaeYang'dan da solo bir albüm bekliyorum. O da çok başarılı solo olarak. :)

İçimden geldi: Hepinizi çok seviyorum VIPler!!!!! :D

9 Eylül 2012 Pazar

Hayaller...


Zamanımın bir kısmını hep hayal kurmaya ayıran bir insanım ben. Beynimde görüntü olarak canlanan o kadar çok şey varki... Binbir çeşit dünya dönüyor aklımda ama anlatmaya veya yazmaya gelince sıra bunları, bir türlü beceremiyorum. Pek dikkatli yazmadığımdan birsürü yazım hatası da yapıyorum. İstesem de öğrenemiyorum bir türlü yazım kurallarını. :)

Neyse asıl konumuza döneyim: Hayallerim. Dediğim gibi hep hayal kurarım. Kendimi gelecekte nasıl görüyorum? Yanımdaki insanlar nasıl olmalı? Şöyle bir hayat yaşıyor olsaydım ne durumda olurdum? Ve bunun gibi bir sürü soru...

Yaşamak istediğim hayat ile yaşadığım hayat arasında büyük farklar var. Benden değil ailemden kaynaklanan farklar. Rahat bir yaşamım yok. O yüzden hep özgür olduğum, kendi ayaklarımın üstünde durduğum bir hayatı hayal ederim. Tipik iş kadını figürü vardır ya filmlerde... Sabah yataktan en güzel ve doğal haliyle kalkıp, klasik fakat modern tarzda giyinip ayaklarına da en güzelinden bir topuklu geçirerek fazlasıyla havalı bir şekilde yolda yürümeye başlarlarlar. Yolunun üzerindeki dükkandan mis kokulu kahvesini alır ve çalıştığı yere gider. Herkes ona saygılıdır. İmrenilen bir kadındır işte. Pek arkadaşı yoktur ama kendi ayakları üzerindedir... Elimde değil ne zaman böyle bir kadın figürü görsem kendimi onların yerine koymaktan alamıyorum...

Hayalini kurduğum meslekler hep moda, müzik, dans, dergi vb şeyler. Yani ulaşmam imkansız olan meslekler.  Kendi istediklerimi yapamama konusunda çok dertliyim gerçekten. Çünkü ailem tarafından üzerime kurulan bir baskı var ve istediğim hayatın hayalini kurmakla dahi suçlu konumuna düşüyorum. Gerçekten psikolojik açıdan çok iğrenç bir durum. Kız olduğum için bana hak verilmiyor gibi bir şey. Bunun gibi özel sorunları açmak ne kadar doğru bilmiyorum ama gerçekten dışa vurma, birileriyle paylaşma ihtiyacı hissediyorum fazlasıyla. En azından iki çift teselli edici laf bile günü kurtarmaya yetiyor...

Bunun gibi sıkıntılı hissettiğim anlarda da hayal kuruyorum çoğunlukla. En sevdiğim manzara gece manzarasıdır. Şehrin ışıkları kendimi bildim bileli hep büyülemiştir beni. Zaten gündüz değil gece ayakta olmayı seven bir insanım. Bu yüzden hayallerimin çoğunu gece kurarım. Ve az önce dediğim gibi sıkıntılı olduğum anlarda hep gece manzarasıyla rahatlatırım kendimi.

Hayalini kurduğum şeylerden biri de erkeklik mevzusu. Kesinlikle bir erkek hayranıyım. Bu kadını düşürmek erkeği yüceltmek gibi anlaşılmasın. Sadece erkeklerin yapısına, doğasına nasıl desem güçlerine hayranım. Mesela özgüveni olan, erkeksi yönünü ortaya koyan erkekler çok büyük hayranlık uyandırıyor bende. Herkeste farklıdır bu durum tabiki ama ben erkeklerin koruyucu, kollayıcı, sahiplenici tavırlarını seviyorum. Zorbalık boyutunda değil tabiki. Ve ağlamaları. Kadınların ağlaması çok sıradan yani normal ama bir erkeğin ağlaması çok çok daha özel. Çok sık görülmeyen bir şey olduğu için ilgi çekici geliyor sanırım. :) Konu dışına çıktım biraz kusura bakmayın. ^^

Neyse, hayal kurmak güzel şey fakat bazen çok kaptırınca kendini üzücü de olabiliyor. Yine de vazgeçiyor muyum? Hayır... :)

Hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle...