11 Ekim 2012 Perşembe

Bir Ergenin Eski Notları


Eski dosyalarıma bakayım neler varmış diyordum ki geçen sene yazdığım bu notlarla karşılaştım. Bir çocuğa feci kaptırmıştım kendimi. Çok hoşlanıyordum yani. Ama bir şey olmayacağını bilmem beni böyle dramatik bir ergen hale sokmuştu. Okuduktan sonra ''Bu ne lan?'' demeyin. Şimdiden uyarıyorum, aşırı ergenlik içerir. :P

* * *

''Sessiz bir yer istiyorum. Sessiz ve karanlık… Çıt çıkmasın. Sadece kendim olayım. Düşünmeden, yalnız, sadece ben. Öyle bir yer olsun ki, ne yaptığım umurumda olmasın. Kendimden bile ses çıkmasın. Sadece huzur olsun. Ama yok öyle bir yer değil mi? Ben kendi içimde bile yalnız değilim. İçim bile ağlıyor. Sen gülsen bile ben ağlıyorum. Bırak farkında olmayı, aklına bir kez bile gelmemiş bir suretim belki de. Şimdi suratına bakamazmışım gibi. Ama bakamazsam üzülürüm. Baksam da üzülürüm. İçinde sen olan her şey hüzün. Böyle olmasını istemesek bile sen demek yok demek. Olmayacak demek. Şimdi ben bile sen demek.

Çok fazla derinlere saklıyorum seni. Karşında durup, her hareketini ezberlemek isteyecek kadar. Çıkartmak istesem de, uzanamayacağım kadar derin. Mavi gibi. Baktıkça gözümü alıyor. Ama nedir bu ısrarla bakma isteği?

Ne çok insan tanıdım ne de çok şey yaşadım. Çok insan tanımak istemiyorum. Ama seni yaşamak istiyorum. Rüyaların, ben olabilmek... 

Çözülmeyen bir düğüm gibisin. Kendi için de düğüm belki. Neden bu kadar yorgun bakıyor gözlerin? Aynı dertten mi muzdaripiz? Çok mu yük var omuzlarında? Neden bu kadar bıkmış gözüküyorsun? İnsanlar mı yıldırdı seni? Benim de yıldığım gibi. Pes etmek mi olacak çözüm? Eğer bir tek bu yol varsa istemem ki pes etmek. Şimdi hayalin değil, sen ol artık önümde.

Dört tarafım da duvar olmuş. Ne tarafa gitsem önüm kapalı. Ne ben görebiliyorum seni ne de sen. Görünmezden de başka bir şeyim. Yok gibi… Tamamen kapana kısılmışım. Ve boğazımdaki yumru bir an olsun gitmiyor. Şimdi bile orada ve daha ne kadar canımı yakabileceğini düşünüyor. Yaksın da zaten. Çünkü canım yanıyorsa yine de varsın demektir. Bu kadar acınacak hale geldim işte. Küçücük anlar yakalamak için harcadığım bunca zaman, gösterdiğim bunca çaba bir hiç uğruna olmak zorunda mıydı? Çabam bir hiç uğruna olacak olsa bile gitmesen.. Ne zaman büyüdün cidden bu kadar içimde? Hep sordum bu soruyu kendime. İstediğin kadar büyü, suç hiç kaybolmanı istemeyen bende. O kadar uzaksın ki benden… Ben bir adım attıkça sen on adım gidiyorsun sanki. Yakalamak gittikçe zorlaşıyor. Kaçsan bile şimdi gitmesen. ''


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder