4 Ekim 2012 Perşembe

Gözümdeki Erkek

Daha önce bahsetmiştim erkek hayranlığımdan. İçimden bunu uzun uzun anlatmak geldi. Ancak daha önce yine bahsettiğim gibi düşüncelerimi yazıya dökmekte zorluk çekiyorum. Yani bu hayranlığı tam anlamıyla açıklayamıyor, basit ifadelerden öteye geçemiyorum. Elimden geldiği kadar yazmaya çalışacağım. Tam olarak anlatamasam bile paylaşmak istiyorum ve seviyorum yazmayı.

En sevdiğim ve özlediğim dizi olan Secret Garden'ın That Man şarkısını hiç sıkılmadan dinlerim. Bu şarkının anlattığı adam ne güzel bir adam öyle! Anlamını bilmeyenler için öncelikle buyrun bu muhteşem şarkıyı Türkçe çevirisiyle dinleyin. :)



Biliyorsunuz ağızlara sakız olan bir laf var: ''Bütün erkekler aynı!'' Merak ediyorum ne düşünerek uydurdular bu lafı. Zaten çoğunlukla ergenliğin sularında gezenler kullanıyor. Ne yaşayıp bu cümleyi böyle kendilerinden emin bir şekilde kullanıyorlar anlamıyorum. Daha Temmuz ayında 17'yi doldurup 18'e ayak basmış bir genç kız olarak böyle yorumlar yapacak tecrübem yok. Ancak sürekli o ortamın içinde olduğum için biliyorum neler dönüyor. Sinir oluyorum açıkçası. Gerçek anlamda çoğunluğu salak meselelerle uğraşıp kendilerini düşürmekten başka şey yapmıyorlar. Genellikle de ilişki ilk ayını dolduramadan kız tarafı aşırı triplere giriyor. Kim haklıdır, ne yapmıştır bilmiyorum ama her sondan sonra ''Bütün erkekler aynı!'' cümlesi ağızlardaki yerini alıyor. İki tarafında ağızlarına çakasım geliyor çünkü insanları her şeyden soğutuyorlar. Şimdi ''Neden bahsediyorsun bundan?'' diyeceksiniz. Erkeklerle alakalı bu lafa değinmeden edemedim çünkü. Aklıma ilk geleni kusma çabasındayım.

Neyse efendim bu sitemden sonra gelelim erkeklik hayranlığıma. Çoğu kızda böyle midir bilmiyorum ama aklımın erdiği yaşlardan beri babama hayranım. Elbet herkes hata yapıyor, tatsız olaylar yaşıyor ama babamın iyi yönleri tüm saflığıyla ortada ve gerçekten öyle anlarda babama yapışacak kadar sarılasım geliyor. Babamın sert bir mizacı var ve konuşması da tartışma gibi. İş yoğunluğu ve stresi bu hale getirmiş onu sanırım ve dedem karakter açısından pek örnek alınacak bir adam değil. Babamın anlattığı bir olay her aklıma geldiğinde gözlerim doluyor. Özel olduğu için ne olduğunu anlatmayacağım. Demek istediğim o ailede büyüyünce ister istemez bir takım davranışlar gelişiyor. Bu yüzden kötü yanları elimden geldiğince görmüyor hep iyi yanlarını göz önünde tutuyorum babamın. Şimdiden fazla dağıttım konuyu hemen toparlayayım. ''Babam ilk hayran olduğum erkektir.'' demeye çalıştım bu paragrafta. :)

Gelelim erkek olarak erkeğe. Kız olmanın da çok iyi yanları olmasına rağmen hep erkek olmayı dilemişimdir. Bunun gerçek olamayacığını anladığım zaman böyle hayranlığa dönüştü bu istek. Zaman içinde vitrinlerde erkek kıyafetlerini süzen, abisinin tişörtlerini giyen, erkek şampuanı kullanan ve hikaye yazarken hep erkeğin ağzından anlatan bir kız haline geldim. Mutluyum bu halimden. İleride yanımda olacak erkeği de fazlasıyla mutlu edebileceğimi düşünüyorum. (Yanımda olacak erkekten bahsedeceğim.)

''Erkeklerin nesine bu kadar hayransın?'' sorusu oluştuysa kafanızda anlatılacak bir his değil pek. Hele benim gibi yazma konusunda kısıtlı olunca yaşamadan anlamak zorlaşıyor. Kendi kendime bu soruyu sordum ve kafamda beliren cevap ''Erkek olmaları!'' oldu. Yanlış anlamayın cinsel anlamda değil erkekliğin kendisinden bahsediyorum. Beni büyüleyen, özel bulduğum o kadar çok yönü var ki! Şöyle açıklamaya çalışayım:

Benim gibi hayranlık derecesinde olsun ya da olmasın herkesi kendine hayran bıraktıran mevzu: Özgüven. Kendinden emin duran bir erkek ne güzel erkektir öyle! ''Romantik'' yanından ziyade bu kendinden emin yönü on kere, yüz kere, bin kere öpüp başıma koyarım. Neden mi romantiği tırnak içine aldım? Pek hoşlanmıyorum. Bahsedeceğim bundan da.

Bir diğer mevzu: Giyim tarzı. Herkesin kendine yakıştırdığı tarz, zevkleri falan filan farklı tabiki. Beni cezbeden  kısım ise klasik giyim! Sadece takım elbise değil, yakası olan çoğu şeye indirgedim bu zevkimi. Gömlek kere gömlek olsun a dostlar! Kot değil keten olsun pantolonlar! Kemersiz çıkmasın dışarı! Üstünde ceketler, kazaklar, yelekler... Ve daha da güzelleştiren saatler! :) Bunları giymeyeni sevmem demiyorum ama erkeğe yakıştırdığım tarz daha çok böyle şeyler. Bundandır ki yaşı benden büyük olanlar daha çekici geliyor bana. Abidik gubidikliği üstünden atmış, erkek gibi giyinmeye başlamış erkekler. :)

Kimsenin ağlamasını istemem ama erkeklerin ağlaması ayrı bir güzel. Bu konudaki hislerim en açıklanamaz olanlardan. Alışık olduğumuz bol burun çekmeli, kaymış ağızlı ağlamalar bile güzel. Fazla özel geliyor bana çünkü. Belki de yıllardır kafalarda oluşmuş ve düşünülmeye zorlanmış ''erkekler ağlamaz'' fikrinden ötürü özel buluyorum. Bir bakıma da gözümde gücün simgesi olan erkeklerin böyle iç dünyasını görmek ilginç geliyor bana.

''Sakal erkeğin makyajdır.'' En sevdiğim genelleşmiş sözdür kendisi. :P Korelilerde alışık olduğumuz tüysüz suratlarda bir tel sakal görsem bile mutlu oluyorum. (Örneğin GD'nin havaalanı halleri.) Bıyığa bu kadar sıcak bakmıyorum ama G.O'ya çok yakışıyor mesela. Neyse konumuz kişiler değil sakalın kendisi. Erkekliğe çok yakışan şeylerden biri bence. ''Ay aşkoooom sakallarını kessene yha!'' diyenlerdenseniz benle bu konuyu konuşmayın. :P

Şimdi ''ileride yanımda olacak'' erkeğin karakter özelliklerine bir giriş yapmak istiyorum. Anlatacağım öyle olsun böyle olsun diye ama bütün özellikleri taşıyan birini bulabilir miyim bilmiyorum. :D

Ben öyle vıcık vıcık, aşkımlı canımlı ilişkileri sevmiyorum. Basitlikten başka bir şey değil ve iğrenç bence. Yanımdaki kişi böyle olmasın lütfen. Yerine göre şebeklik yapar, yerine göre ciddi olmayı biliriz ama lütfen cıvık olmasın!

Sorun olur mu bilmiyorum ama ben sevdiğim insanı üstün tutarım ve ait olmayı isterim. Yani sahiplenilmek hoşuma gider. Bu da ayrı bir konu işte. Bir tartışma veya anlaşmazlık olursa alttan alan taraf ben olacakmışım gibime geliyor. Zaman gösterecek.. :P

Romantiklik konusu... Çiçekmiş, kalpli yastıkmış, resim bastırılan bardakmış... Benden uzak durun! Böyle saçmalıklara kafa yoracağına kitap hediye et bana mesela. Okuyup beğendiysen sevdiğin şeyi paylaşmaktan daha güzeli var mı? Beraber top oynayalım. Beceremeyip ben düşeyim sonra beraber gülelim. Birbirimize ''sevgili'' gibi değil beraber olmaktan mutluluk duyan insanlar gibi davranalım. Para harcamaktan çok emek verelim. Mumlu masalarda yemek yemeyelim mesela. Sen bana menemen yap. ''Ay aşkoom ben soğan yemiyeeooom!'' diyenleri kınayıp bol soğanlı dürümler yiyelim. Geğiricem stresine girip gazlı içecekleri içmeyenler var. 2,5 litreyi kafana dikip istediğin kadar gürültü yapabil yanımda. Çok çok delilikler yapalım. Eğlenmesini bilelim. Yeri gelsin ağır başlı olalım. Ciddi meselelere kafa yoralım. Her gün yeni şeyler öğrenip birbirimize de öğretelim. Bu dediklerimin biri bile o pembe bulutlu şeylere bin basar. Diğerleri çene yorsun dursun. Biz yaşayabildiğimize bakalım. :)

Şak diye bitiriyorum yazıyı ama sonuç bölümünü oldum olası beceremem zaten. Hayranlık, istekler, hayaller falan filan böyle işte. Umarım açık bir şekilde anlatabilmişimdir. :)

İstediğiniz kişiyi bulmanız umuduyla.. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder