7 Kasım 2012 Çarşamba

Onu Yaşayabilmeyi İsterdim

Sizi ilk olarak bu yazıyı yazmama sebep olan yazıya yönlendireyim: Tık

Konuya nasıl giriş yapmalıyım bilmiyorum açıkçası. Geçen sene kendi kendime, bana göre çok özel bir platonik aşk yaşadım. Ben 11, o son sınıftı. Yaz tatili başladı, aramızdaki bağ koptu ve ben unutmak zorunda kaldım. Unutmuştum da yani aklıma gelmiyordu.

Ne olduysa şu hafta oldu. Son bir aydır gördüğüm birkaç kişiyi ona benzetmeye başlamıştım hep. Bu hafta da hep onu hatırlatacak şeyler çıktı karşıma. Güzel hatırlayabilmeyi ya da kötü olsa bile en azından bir şey yaşayabilmiş olmayı dilerdim.

Hiç ummadığım bir anda başladı. Aslında ilk görmemden önce varlığından haberim bile yoktu. Sonra sonra gözüme takılmaya başladı, büyüdü gitti işte. Bilmiyorum, lise aşkı, basit duygular olarak tanımlayabilirsiniz belki ama benim için bu derece hoşlantı duymak ve ilk olması özel. Nasıl anlatabileceğimi de bilmiyorum. Defalarca söylediğim gibi hisleri dile dökmede becerim yok. Yaşayarak gösteren bir insanım ama yaşayamadım işte.

Bu duyguları hissettiğim zamanlar nasıl bir döneme denk geldik bilmiyorum ama yakın arkadaşlarım da birilerine hisler besliyordu. Haliyle benim içimi dökmem mümkün olmadı. Belki rahatça anlatamadım, yüküm hafiflemedi diye şimdi aklıma geldikçe bu kadar üzülüyorum. Bu durum da benim için ayrı bir dert konusu. Çünkü ben onları rahatlatmaya çalışırken beni kimsenin düşünmemesi ayrı bir sorundu.

Konumuza dönelim, neyse. Gözlemlemeye başladığımda nasıl desem tam bana göreydi! Sessiz, sakin, kendi halinde ve gizemli olan kişiler ilgimi çekmiştir hep zaten. Takıldığı belli başlı arkadaş grubu vardı ve sınıfının dışında gördüğüm kadarıyla pek taşkın biri değildi. Hatta hiç değildi de diyebilirim çünkü tebessüm dışında güldüğünü (dişleri gözükerek) sadece bir kere gördüm. Herkes gülsün isterim tabi ama içimde garip bir istek olarak onun gülmesini değil ciddi durmasını istiyordum. Bana göre fazla asil gözüküyordu çünkü. Hep üzgün bakıyordu. Gidip ''Sorun yok.'' deyip kafasını sevesim geliyordu.

 Normalde çok hareketli biriyim. Yani gülmeyi, eğlenmeyi, saçmalamayı çok severim. (Gözümdeki Erkek yazımda böyle bir insan istediğimi de söylemiştim.) Ancak onunla olabilseydim eğer böyle şeyler yapmazmışım da hüzünlü hüzünlü otururmuşuz gibime geliyor. Hoşuma giderdi açıkçası.

Bazı hareketleri o kadar çok hoşuma gidiyordu ki, o an koşup sarılasım geliyordu. Küçük hareketler. Bir şey yapmadan otururken çenesini kaşıması mesela. Yemek yedikten sonra mutlaka ağzını silerdi ve genellikle arkadaşlarından önce doyardı. Onları beklerken ellerini çenesinin altında kavuşturur beklerdi. Ben de izlerdim ama görmezdi tabi. Bir gün okulda tatbikat tarzı bir şey olmuştu. Herkes aşağı indiğinde gözüm onu aradı haliyle. O montuyla, arkadaşı da montsuz inmişti. Soğuktu hava ve montunu çıkarıp arkadaşına verdi. Böyle gördüğüm küçük hareketler işte. Uzaktan izleyerek daha fazlasına şahit olamadım malesef.

Diyeceksiniz ''Neden gidip söylemedin?'' Söyleyemedim ya da belli edecek pek bir şey yapamadım çünkü hem bu konularda özgüveni olan bir insan değilim hem de son senesi olduğu için çok çekindim. Böyle konularda ilgi gören biri olmadım zaten hiçbir zaman. Yapabildiğim tek şey dik dik bakmaktan başka bir şey olamadı. Anladı mı anlamadı mı tam bir yorum yapamıyorum ama anladığını düşünüyorum. Anladığını düşünerek küçücük bir şey bile olamaması fazla üzüyor. Onu yakından tanımayı çok isterdim. Aslında istediğim böyle aşk yaşayalım, canım cicim olalım değil, birlikte olup bundan mutluluk duyalım. ''Sevgili'' kelimesinin yapıştırılmasını sevmiyorum. O yüzden bir ad koymadan sadece beraber vakit geçirebilmeyi, her konudan konuşabilmeyi isterdim onunla.

Ne hisettiğimi açıklayamıyorum işte. Kafamda dönüyor ama iki kelimeyi bir araya getirip anlatamıyorum. Bilmiyorum da. Şu an hala hoşlanmak değil de değişik bir özlem duygusu var içimde. Neyi özlediğimi kestiremiyorum ama onunla ilgili şeyleri özlüyorum sanırım. Dediğim gibi ilk ve benim için özeldi sonuçta. Gereksiz yere kendimi yıprattığım da çok oldu, gereksiz yere mutlu olduğum da. Şimdi gelip geçmiş bir şey olsa da aklıma geliyor. Böyle sevildiğini bilmesini çok isterdim açıkçası. Onu yaşayabilmeyi isterdim.

İçimde dert olacağına, yazayım kurtulayım dedim. İşe yarar, yaramaz bilmiyorum ama yine fazla dert yapmaktan korkuyorum. Okudunuz, teşekkür ederim. :)

8 yorum:

  1. Merhaba chinguyah. :)
    Yazdığın yazılardan bu yazında dahil olmak üzere birkaç yazını okudum ve çoğu yerde kendime rastladım, bunu söylemek istedim sadece. :)
    Ellerine sağlık. :) Yeni yazılarını merakla bekliyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortak düşünceleri paylaşmamız ne güzel. Aynı kafadan insanları tanıdıkça mutlu oluyorum. :) Teşekkür ederim. :)

      Sil
  2. yyyeeeeyyyy !!!! Kıyamam ben ervabi oppama !!! :P

    SEn hiç merak etme galaxy ent. başkanına güven sana tüm acılarını üzüntülerini unutturacaz mutlu huzrlu günler sağlayacağız kendimize güveniyoruz .. :D

    Ne kadar iddialı konuştum öyle ben :)) Şahsen bende bazı yerlerde kendimi buldum lisedeki x mi hatrladım ve üzüldüm :( ama benim içim de kalmamıştı keşke seninde kalmasaymış ama hayrlısı buymuş belkide umarım bir başkası içinde hissettiklerinde burdaki tecrübelerin işine yarar ve bir daha böylesine üzülmessin **

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dersimi alınca böyle hisler beslemez oldum. Belki çıkar biri, olur güzel şeyler. :)

      Sil
    2. yaa !! umutsuz düşünme dicem ama sen kime ne diyorsun kendine bak lafını yicek durumdayım :/

      Umarım gerçekten özel olduğunu hissettiren biriyle tanışırsın :))

      Sil
    3. Hepimiz mutlu oluruz umarım. ^^

      Sil
  3. Ne güzel yazmışsın öyle, okurken yazı su gibi aktı.
    Yazımın ilham vermiş olmasına da ayrıca mutlu oldum :)
    Ellerine, kollarına sağlık çingu^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim çingu. :) Sadece yazıda değil, blog açmamda da ilham veren sendin zaten. ^^

      Sil