19 Haziran 2013 Çarşamba

Bilmem, düşün.



~


Uzun bir yol düşünün. Ne başı belli ne sonu. Gidebildiğiniz kadar gidiyorsunuz fakat ne olacaklar belli ne geri dönüş yolu. Bir adım mıdır ki pişmanlık? Durmak mı tek çare yoksa? Ya çıkarsak yoldan? Belki kayboluruz, yürü gitsin!

Tek kişilik bir tiyatro düşünün. Alabildiğine yalnız. Bir şeyler söylüyor. Anlamlı, anlamsız, önemli, belki de bir hiç. Hani diyorlar ya ''Bir ben olayım yeter.'' yetmiyormuş baksana. İzleyen yok, dinleyen, önemseyen, dönüp bir bakış atan bile. Ağla yahu, ne olacak ki.

Baş ağrısını düşünün. Hiç olmadık anlarda gelen. Sağ kaştan başlayıp, göz yaşı olarak biten. Hani çok acıtıyor ya. Önemli mi peki kalp kırıklığından? Varsın gelsin ağrı. Siliniyor mu ruhu ağrıtanlar? Silinsin, banane. Başım da ağrımasın hem. 

Bir bardak çay alın elinize. Tutun sıkıca. Yansın avuç içiniz. Soyuttan kopup, somuta tutunun bir süre. Somut acı, somut düşünce, somut varlık. Somut, somut ve somut. Belki daha iyi düşünmekten. Çay bu sonuçta, iyi tabi her şeyden. 

Ayak parmaklarınıza bakın. Biri uzun, biri kısa, biri değişik.. Benim ayak parmağımın biri kırık mesela. Hepsi dik dururken o yere bakıyor. Allah Allah, yazık değil mi ona da?

Oturduğunuz sandalyeyi düşünün. Peh, tahta parçası. Taşısın beni, işi ne! Para döktün ona, taşıyacak tabii! Zaten tahta parçası olmasa, sandalye olarak kullanmazdık değil mi? Düşünsenize sandalyeler konuşuyor... İyi ki susuyorlar bence. 

Her gün yedeğiniz yemekleri düşünün. Belki sizin midenize gitmek istemiyorlar? Sordunuz mu? Belki o malzemeler sizin için hazırlanmadı. Hiç dediniz mi acaba yenilmek istiyor musun diye? Kim oluyor ki o?! Yiyeceksin tabi, geçmiş bir kez eline.

Mesela kelimeleri düşün. Ya arabaya domates, domatese de araba deseydik? Ya da bilgisayarın adı Ahmet, senin adın tornavida olsaydı? Kim neden seçmiş ki bu kelimeleri? Mesela dudak neden dudak ki? Göze dudak, dudağa kulak deseydik? O zaman da ''Ehe ehe, arabalı çorba yerine, domatesli çorba olsaydı nolurdu?'' mu derdik ki? Bilmem.

Cık cık cık. Çok ayıp değil mi ağız? Çek fermuarını otur oturduğun yere.

Ya, saçmaladım da zaten. Hep saçmalarım ben. 

Düşünün hadi. 

Zaman bol.