8 Eylül 2014 Pazartesi

Erva Oppa'dan ''Popi'' Dizilere Genel Bakış

Merhabalar efenim! Oldu mu sana koca koca zamanlar yazı yazmayalı.. :') İşsizlikten kafa patlattığım şu dönemde ''Oppalığını bil, yaz yazını!'' zamanı geldi değil mi? :'( Bence geldi, geçti bile. Neyse gençler koocaman ve yoğun bir üniversite birinci sınıfı alnımın akıyla atlattım, 2 tane ameliyat oldum, memlekete gittim geldim ve haftaya da okullar başlayacak ancak şimdi kafam rahat falan filan oturdum klavyenin başına. Arada kendimi kaybedip Korece konuşurken bulsam da iyiyim vesselam. Şöyle de bi not düşeyim Kore Dili ve bölüm hakkında sorularınız varsa oppanıza yöneltiniz efenim. 

Gelelim şimdi yazmaya niyetlendiğim yazıma. Bu yazımda bu camiaca herkesçe bilinen, klişeleşmiş, izlemese bile ne olup bittiği ordan burdan duyulan, kısaca ''popi'' Kore dizilerinden bahsedip (altını çiziyorum) kendi yorumlarımı size aktaracağım. 

Başlayalım mı o zaman? :') ~~



Boys Over Flowers (꽃보다 남자)


E yani başka neyle başlayabilirdim ki :') En duyulan, en bilinen, en ''elleh oppa mı o?'' dizisi Boys Over Flowers. Türkçemize de Yaban Çiçeği olarak gelmiş dizi. Keşke gelmeseydi de neyse. :') 

F4 adındaki babadan zengin dört gencimizi ve fakir ama gururlu kızımızın hayatını işleyen bir dizi. Biliyorsunuz zaten konu hakkında çok detaya girmeye gerek görmüyorum. 

Benim ilk izlediğim dizi değil ama ilklerimden. Hayatımın 25 bölümlük süresini ziyan eden dizi mi desem ne desem bilemedim. Evet bakıyosun ''oo abi alayına erkek, zengin kız, süs püs izlettiriyo la bi dur'' diyosun ama ''doktor bu ne?'' diye bir şey çıkıyor. Keşke BOF ile karşılaşmadan önce HYD ile karşılaşsaydım da böyle yazık olmayaydı. :') Karşılaştırma yapmıyım, sadece Kore kısmına bakayım yazının diyorum ama nö. HYD'deki sevimlilik beni durdurömüyör. :'3 Neyse arkadaşlar, şöyle dizi karakterlerine bir bakalım mı?

*whispers* 
''let the game begin''


Gu Jun Pyo (Lee Min Ho)

Şimdi şu saçını her gördüğümde ''abi nabüün sen?'' deme isteği uyandıran kişi. Tutamıyom gülcem asdgajshdajhdaas. ÖHÖM!

Dizi dışında sevmem, bu dizide hele hiç sevmem. Aynı yamuk ağızlı ''hah sn kmsn yha .s'' tripleri mi diyim, bön bön bakışlar mı diyim.. Fan kitlesi felaket büyük bir adamsın ama ben ne abartılacak bir tipinin, ne de mükemmel bir oyunculuğun olduğunu düşünüyorum. Zaten bir dizisinin bir bölümünü bile izlemişseniz geri kalan yapımları izlemenize gerek yoktur. Çünkü hepsinde karakter ve mimikler aynıdır. Seven izlesin, ben katlanamıyorum. Burdan da yeni başlayan kızlarımıza sesleniyorum, ''ay le min hhoo'' diye ayılıp bayılmayın. Zira ''i-min-o'' diye okunur. Bu da oppanızdan size bir kıyak olsun.


Yoon Ji Hoo (Kim Hyun Joong)

Melaba kızlarımızın eeen böyyük aşkını kazanan ikinci şahsiyet. -itiriaf: PK izlediğimde ben de fanıydım .s.s- (şüüşş) Yakışıklı bir abimizdir kendisi. Ancak oyunculuk yeteneğinden bir gram nasip alamamış, şu sıralar dayak skandalıyla küçük kızlarımızın beyaz atlı oppa tahtında çalkantı yaşayan kişidir. Bu abimizinde bir dizisinin bir bölümünü izlemeniz yeterlidir. Her dizisinde odun diye tabir ettiğimiz tavırlara girse de, odunluğu bile yapamazdır. Ama olsundur, yakışıklılığı ve acınası ikinci erkek rolü onu sevilebilir kılmaktadır. Ben çooşkür atlattım kısa sürede. sizin için de dua ediciğim. 

~ ~

F4'ümüzün diğer iki karakterine böyle girmeyeceğim çünküsü kendardan köşeden gösterilmektedirler ve açıkçası onlar gözüme batmamıştırlar.

~ ~



Geum Jan Di (Goo Hye Sun)

Yazsam mı.. Yazmasam mı... Halgga malgga...Yaz gitsin ayol! Buradan oyuncu seçimi yapan abilerimiz ve ablalarımızı tebrik ediyorum. *alkışefekti* Hayır nasıl bu kadar gıcık bir karakter ortaya çıkarabildiniz inan bilmiyorum. Orijinalinde kızı çok sevmiştim oysa... Bakın tipine laf etmiyorum, oyunculuğu baştan acağı gıccık. Beynime kazınan kafasını yan yatırıp eblek bir ifadeyle ''mo?!'' deyişlerini unutamıyorum. Ki koca bir nesil bunu ''bo?!'' sanarak büyüdük... Neyse, öhm. Ablamızın bir bu dizisini izledim zatenben. Angel Eyes'a da şöyle bi 2-3 bölüm bakıp bıraktımdı ama sayılmaz. Orada oyunculuğu daha bi katlanılabilirdi sanki ama hareketleri ölene kadar gıcığıma gidecek heralde. Sevemiyorum okurlar..



Playful Kiss (장난스런 키스)


İlk dizi, ilk heyacan, ilk lanetli dünyaya dalış. ''whoa pembik dünya *-*'' oldumdu diziyi ilk izlediğimde. E tabi 10. sınıfa giden bi ergene izletirseniz ayılıp bayılır. Konu da yağuşuhlu popüler çocuk, aptal ezik kız olunca ergen alarmı verip ''oo izlenir ki bu'' düşüncelerine dalmamak elde değildi. Yani bi düşünün şimdi sen bi aptal bi kız alacan, okulun en beybili çocuğuna aşık olacan, sonna kader sizi aynı evde yaşamaya mahkum edecek. Bu da yetmeyecek çocuğun anası sizi destekleyecek. Öbüşüp evlenceniz. Ooeee varsa alırım bi dal valla. Ama büyüdük felan anladık saçma olduğunu bunların. Ama büyüye kapılanlara hak veririm yani. Her gün görmüyoz böyle pembik kalpli dünyaları. :/Bi daha açıp izlemem ama bak şimdi. Felaket çocuksu yani. Kore'de reytingleri de azdı diye hatırlıyorum ben. Hani biri benden öneri dizi istese ''wrong answer'' sesi öttürürüm bu diziye şimdi. Ama bu dizimizin Kore sayfalarınca ''allah bize böyle kaynana nasip etsin'' denerek mümin kardeşleri duaya çağıran bir yanı da vardır ki komiktir. Bu kadar yeter bu diziye valla. Yazarken bile sıkıldım.

Ha bu diziye karakter şeysi yabmıycam. Bakın boy boy dolu zaten. Karakter yorumu BOF'ın iğrençliğine özeldi. <3 :'3


You're Beautiful (미남이시네요)

Auuu kız olup böyle erkeklerin arasına dalmak. Elleh. Zaman geçsin, çerez niyetine izleyeyim diyorsanız öneririm. Çünkü çerez gözüyle izlerseniz güzel dizidir. Ama yok ben büyük bişiler bekliyom diyosanız başka kapıya sevgili okurlar. Hanı dizinin konusu kızımızın erkek kılığına girip olaya dalması falan filan ya, izlemediyseniz veya bilmiyorsanız olay basittir. Meme namına bir şey yoktur ve saklanmak kolaydır. (Koreli bir arkadaşım hayatında hiç D beden meme görmediğinden yakınmıştı bak. Meme deyince çağrıştırdı.) Erkeklerimiz de her halukarda feninen yüz hatlarına sahip olunca kızımızın araya sızması kolaydır. Ama tabi biz biliyoruz ya kız olduğunu, her hareketinde ''e yuh kız lan bu nası anlamıyonuz mal mısınız be!!'' de diyebiliriz. Neyse, ara ara komiklidir. Kızımıza ''balls'' takmaya çalıştıkları yere güldüğümü hatırlıyorum. Var böyle tebessüm ettiren bişiler de arada. 

Dizideki favorim muz kafalı HongKi kardeşimizdir. Hele HongKi'nin kawaiilik derecesi aşmıştır ki sırf onun için izleyin derim. Zaten komikli kısımların çoğu bu arkaaştan ibaret. Gay olmadığına kendini ikna etmeye çalıştığı sahneler falan sdashdas. Felaket şirin olunca ister istemez ekranı yalarken buluyoruz kendimizi. Ha bi de beni salya sümük ağlattığı bi otobüs sahnesi vardır ki aklıma geldikçe hala içim acır. :'( 

Öteki ikinci erkeğimiz de odungillerden YongHwa abimizdir ki yakışıklılık diz boyu olsa da bunun da oyunculuğu çekilmezdir. Üstlerde bahsettiğim iki kardeşimiz gibi bunun da bir bölümünü izlemeniz bütününe bedeldir. O derecedirler yani. :'( Ama bu sessiz iyi çocuk hallenmeleri karakter olarak hoş olsa da dizimiz de ''olmasa da olurdu yağne'' demelik biridir bencesi.

Baş erkeğimiz JGS ise (kimsenin dizideki adını hatırlamıyorum nedense) işte ne bileyim.. :/ Vallahi ne desem bilemedim. Geçiyoruuum~~

Kızımız PSH'ye geri dönecek falan olursak abartılmış birinden başka bir şey değildir diyorum ben. Zira aynı LMH oppişimiz gibi her rolü, her mimiği, her karakteri aynıdır ki ''ay yeter ayol şiştim alın şunu şurdan'' dedirtir. ''Aaeeey PSH kadar şanslı biri daha yok. Unnim her oppayı elden geçiriyor ihi hih''çi kızlarımızın da ağzına çakasım gelir ki bir gram kıskanılacak biri değildir. Ben ölümüne GHJ'i kıskanırım arkadaş. :'( Benim için oyuncu partneri açısından en şanslısı odur.





My Girlfriend is a Gumiho (내 여자친구는 구미호)

Aeeeey çakzel bu ya. :'''333 Valla bu aklıma geldikçe pembe kalp kusarım ben. Cidden güzel dizidir. Severek izlenir, bitince ''böhüüğ ben de istiyom'' dedirtir. Pançak pançak kızımız SMA ve datlı erkeğimiz LSG oynardır ki ikisini de severim ben. Dizinin tek kötü yanı, kötü karakterlerdir. Onların sahneler ölümüne sıkar ama yine de izlenir be. :') Bir de habire et muhabbeti döner bu dizide ki dikkat etmezseniz kilo aldırır. ''Anneeaaağğ evde et var mııaaa??'' demiştim ben bir noktada dayanamayıp.

Peeki benim dizide favori çiftim SMA-LSG midir? Taabiki değildir!


Şu ikisidir ki diziyi benim için en özel kılan şey Sung Dongil'dir. <3 Adamı tanıdığım ilk dizidir ve o günden beri deli gibi fanıyımdır. Sevmeyine de dövüyom ona göre. Bu adamı seveceksiniz! :'( Dizide bu ikisinin ilişkisi hem güzel hem komiklidir. Tadından yenmezdir. Çok gösterilmişlerdir ama benim kalbimdeki yeri ayrıdır dostlar. Bu adam için daa bissürü şey yazarım da kendime saklıyorum. <3

Sonuca bağlarsak dizinin artısı çok, eksisi azdır. Yani bu da diziyi izlenebilir kılmaktadır. Öneririm.



Secret Garden (시크릿 가든)

Waa Kore'den beylesine güzel diziler çıkıyomuş yeaa dedirten güzel dizimizdir. Açın izleyin. Aşksa aşk, özgünlükse özgünlük, komiklikse komiklik... Beklentileri karşılar, arada açıp bi daha izlettirir. Zaten biz, bütün gün pc başında kraker kemirip dizi izleyen kızlar, başka ne iş yapar? 

Karakterler tek tek, ayrı sevilesidir. Yönetmen hariç tabi bence. Ay gıcık. Neyse asgjhgdja aklıma geldikçe üf. 

Benim favori karakterlerim Oska ve Sekreter Kim'dir. Açıp bi daha izliycem şimdi of. :'3 


Hani ciddili güzeldir bence ya. Üzdü mü üzer, güldürdü mü güldürür yani. Kitlelerce bilinen sahneleri boldur. Capsleri dönen ''+1 xx itemleri'' diye bir muhabbet var. Böyle SG capsi yapsak malzemesi boldur yani. Hatta yazı bitsin, oturup tekrar başlıycam diziye. <3 

Aashgsds övgüden başka bir şey yazasım gelmiyor diziye yahu. Diziyi daha da güzel kılan bir BB parodisi de vardır. O da izlenmeye değerdir. Felaket güldürür. sfahsg <3 


--



Dream High

Bu da çerezliktir. Ama yine de izlenir. Uuu beybilik idoller vardır. Hiç sevmiyosanız KSH için de izlenir yani. <3 :')

Ben böyle ''aauuu müzik şovları'' diye düşünerek başlamıştım diziye. O açıdan pek beklentimi karşılamadı açıkçası. Yine de ortalama bir diziydi. Oyuncular sevdiğim kişiler olduğu için olsa gerek ben sonuna kadar izledim. Başkaları oynasa izlemezdim heralde. Oyunculuk yeteneği açısından bakarsak çıtası düşüktür ancak burada da yine KSH devreye girerek yukarılardan el sallar ki ''aneee gel bi seveyim lan'' dedirtir. Seviyom be. :') 

Çirkin ve yeteneksiz Taec vardır bir de. Annem ya yazıktır günahtır. <3 Çirkinliği ve rap yapamamasına rağmen çok sevdiğimdir.

Yorum yapacak pek bir şeyi yokmuş dizinin. Cidden ortalama bir yapım.


Heartstrings (넌 내게 반했어)

Byollodur bu dizi de. Ortalamanın altıdır. Olumlu yanı OST'si dinlenilebilirdir. Ama izlerken üf çok sıkar ya. Yazarken dahi sıkılıyorum ben şahsen. Odungil YH ve PSH'den bahsediyoruz yani sonuçta. Hangi yapımları çok iyidir ki. :/Önermem. Bu dizi için başka bir şey de yazmak istemiyorum.

~~

Yazının bundan sonrası ''aaeeeyy bebeklerim'' diziler olacak galiba. Şimdiden uyarayım. ashgda

~~



A Gentleman's Dignity (신사의 품격)

Selamlar olsun sana ey dizi! ''bana lise dizilerinden, çiçekli böcekli tripli genç aşklardan öğ geldi. Ben koca koca adamlar isterim ayol'' diyorsanız hiç durmadan gidip bu diziyi izliyorsunuz. Çünkü 4 ayrı erkeğimizin etrafında dönen, olayı bol, sıkmayan bir dizidir. Beğeneceğimi düşünmeyerek başlamıştım ama sonra öyle bir beğendim ki önerdiğim diziler arasında ilk sıralardan yer aldı. 

Bu dizi de güldürür. Yani ben özellikle dörtlümüzün lise hallerine falan çok gülmüştüm. Hele şu kızları beğenmeyip kendilerini kusurlu gösterdikleri sahne efsanedir benim için. ''Ben Kim Do Din. Patatet kıdaytmadı iddemiynidid'' sahnesi daha bi efsanedir. asdasda Başka komikli sahnesi de kavga olayında çocuğun babasının kafasına vurmasıdır. adhjasd 

Efenim her çiftimiz kendi çapında olaylar yaşıyorolmakla birlikte aşk karmaşaları da vardır. Gel gelelim ben en favori çiftimden olan ve en sevdiğim karakter olan şu abimize. 


Çok çapkın, çok hınzır, karısını çok üzen ama sonunda yola gelen, şirin mi şirin bir amcamız. İzlerken bayağı bir ayılıp bayılmıştım adama. Ama beğenilmeyecek gibi de değil ki azizim. <3

Bu diziye de yazacağım tek şey övgü benim. İzleyenelrden de beğenmeyene rastlamadım diye hatırlıyorum. Daha yazarsam ''aşkııaaaamm acoşşiim'' lere kayacağı için burada bırakıyorum. u.u



Master's Sun (주군의 태양)

Vaaauuu negzel dizi. Muhteşem acoşşiler listesi yapacak olsak başlarda yer alacak bir adet So Ji Sub, ve benim pek sevgili kadın oyuncum, ölümüne kıskandığım Gong Hyo Jin... Fantastikli ve özgün konuları seviyorsanız dikkatinizi çeken bir dizi. Klişe yönleri olsa da severek izlediğim, çok da beğendiğim, herkese önerdiğim, izlemeyene de ''yoh artık! izlemedin mi?'' dediğim dizi. 

Kızımız hayaletleri görüyor ve korkuyor... Oğlanımız zengin ve hayaletlere inanmıyor. O da ne! Kızımız oğlanı elleyince bi bakıyor ki hayaletler puf! E yapışıyor haliyle oğlana ve aşık olup birbirlerinin yaralarını sarıyorlar gibisi bişiy. Her bölüm farklı hayaletler konuk oluyor diziye bu da diziyi daha ilginç kılmış bence. Ama finali yabamamışlar bence. Olsundu, ben yine de sonuna kadar öveceğim bu diziyi. :') 

Sevmediğim karakter... Şöyle bir baktım da yok galibası. 

Uzun lafın kısası, sevdiğim dizilere sevdiğimden başka yazacak bir şey olmadığı için MS kısmını da buada bırakıyorum. 


~~

Şimdilik bu kadar yeter bence diyorum. Daha aklıma gelen birçok dizi var ancak bu kadar yazabildim bugün. Devamı başka yazıda diyorum ve iyi okumalar~

Yorumlarınızı eksik etmeyiiin. u.u






21 Ekim 2013 Pazartesi

Ah, sen!


Şehir ışıklarını düşün.  Gece pencereden baktığın. Vızır vızır işleyen arabalar. Kalabalık bir dünya. Sen yine de ışıkları düşün. Elin gitsin ceplerine. Boş ve soğuk havayı avuçla biraz. Nasıl olsa kimse duymayacak seni. Bir şarkı söyle ağlayarak. Ağzından çıkan sıcaklık buhar yapsın camda. Yukarı kır ağzının bir kenarını. Şimdi aynısını çiz buhar duvarına. Ah, ne acısın! 


Dağınık saçlarını düşün. Çıkmak istemediğin sıcacık yatak. Esne kocaman. Saate bak. Çok geç kalmışsın insanlığa. Sağ tarafına dön. Yarım gözlerle süz hayallerini. Ne kadar uzaklar. Kapa gözlerini. Titresin çenen. Isır alt dudağını. Acısın çokça. Acısın ve kendine gel. Arkanı dön görüntülere. Karanlık içine bak. Işık zerresi bile yok. Ah, ne yalnızsın! 


Bir şarkıyı düşün. Sana hiç bilmediğin şeyler hissettiren. Arkana yaslan biraz. Bırak içine dolsun sesler. Ayaklarını salla hafiften. Beyaz bir elbise giy hayalinde. Etekleri dansınla sallanan. Herkesi hayran bırak kendine. Hayal et, mutlusun şimdi! Gözlerin parlak, pembe dudaklarında bambaşka bir gülümseme. Ah, ne güzelsin!  


Bir rüyadan uyan şimdi. Şiş gözlerin, asık suratın. Arkanda bırak her şeyi. 


Bak şimdi. 

Ah, ne sensin!

19 Haziran 2013 Çarşamba

Bilmem, düşün.



~


Uzun bir yol düşünün. Ne başı belli ne sonu. Gidebildiğiniz kadar gidiyorsunuz fakat ne olacaklar belli ne geri dönüş yolu. Bir adım mıdır ki pişmanlık? Durmak mı tek çare yoksa? Ya çıkarsak yoldan? Belki kayboluruz, yürü gitsin!

Tek kişilik bir tiyatro düşünün. Alabildiğine yalnız. Bir şeyler söylüyor. Anlamlı, anlamsız, önemli, belki de bir hiç. Hani diyorlar ya ''Bir ben olayım yeter.'' yetmiyormuş baksana. İzleyen yok, dinleyen, önemseyen, dönüp bir bakış atan bile. Ağla yahu, ne olacak ki.

Baş ağrısını düşünün. Hiç olmadık anlarda gelen. Sağ kaştan başlayıp, göz yaşı olarak biten. Hani çok acıtıyor ya. Önemli mi peki kalp kırıklığından? Varsın gelsin ağrı. Siliniyor mu ruhu ağrıtanlar? Silinsin, banane. Başım da ağrımasın hem. 

Bir bardak çay alın elinize. Tutun sıkıca. Yansın avuç içiniz. Soyuttan kopup, somuta tutunun bir süre. Somut acı, somut düşünce, somut varlık. Somut, somut ve somut. Belki daha iyi düşünmekten. Çay bu sonuçta, iyi tabi her şeyden. 

Ayak parmaklarınıza bakın. Biri uzun, biri kısa, biri değişik.. Benim ayak parmağımın biri kırık mesela. Hepsi dik dururken o yere bakıyor. Allah Allah, yazık değil mi ona da?

Oturduğunuz sandalyeyi düşünün. Peh, tahta parçası. Taşısın beni, işi ne! Para döktün ona, taşıyacak tabii! Zaten tahta parçası olmasa, sandalye olarak kullanmazdık değil mi? Düşünsenize sandalyeler konuşuyor... İyi ki susuyorlar bence. 

Her gün yedeğiniz yemekleri düşünün. Belki sizin midenize gitmek istemiyorlar? Sordunuz mu? Belki o malzemeler sizin için hazırlanmadı. Hiç dediniz mi acaba yenilmek istiyor musun diye? Kim oluyor ki o?! Yiyeceksin tabi, geçmiş bir kez eline.

Mesela kelimeleri düşün. Ya arabaya domates, domatese de araba deseydik? Ya da bilgisayarın adı Ahmet, senin adın tornavida olsaydı? Kim neden seçmiş ki bu kelimeleri? Mesela dudak neden dudak ki? Göze dudak, dudağa kulak deseydik? O zaman da ''Ehe ehe, arabalı çorba yerine, domatesli çorba olsaydı nolurdu?'' mu derdik ki? Bilmem.

Cık cık cık. Çok ayıp değil mi ağız? Çek fermuarını otur oturduğun yere.

Ya, saçmaladım da zaten. Hep saçmalarım ben. 

Düşünün hadi. 

Zaman bol.




24 Mayıs 2013 Cuma

Erva Oppanın K-POP Dosyası Part 1: Ne düşünüyorum acaba?

Ehem, blogumun adını Chinguyah koymama rağmen şöyle bir döndüm baktım da ''Ben Kore'ye dair neden yazmıyorum?!'' dedim. Erva oppanız artık yazmalıydı! Ne yazsam ne yazsam derken ve Twitter ortamında gerçekleşen yorumlar, tartışmalar sonucu ilgilendiğim, hakkında görüşümün bulunduğu her gruba şöyle bir yorum yapayım dedim. :D Beni takip ediyorsanız zaten az çok bilirsiniz kimleri ne kadar sevdiğimi. Ve altını çizerek söylüyorum; bunlar tamamen benim ŞAHSİ görüşlerim. ''Let the fight begin'' denecek bir durum olmasın lütfen o yüzden. :D

İyi okumalar!

---



1- BIGBANG 

(Soldan sağa: Taeyang, Seungri, TOP, GD, Daesung)

Beni tanıyan herkes bilir, koyu bir VIP, sıkı bir TOP biased kızımdır. Şimdi size bu harika grup ile nasıl tanıştığımı anlatmak istiyorum. Yaklaşık iki yıldan fazla bir süre önce bu camiaya adımımı attığımda Kpop bilgim SS501'den ibaretti ve bir gün GD&TOP ikilisinin High High klibine denk geldim. GD'ye en başta ''meh, bu ne?'' derken TOP'nin beyaz saçları tabi ki beni derinden etkilemişti. Neyse efendim uzunca bir süre BB'den haberim olmadan, GD&TOP ikilisini bir grup zannederek yaşamımı sürdürdüm. Sonra bu harika ikilinin 3 kardeşi daha olduğunu öğrendim ve kendimi VIPliğin kollarına bıraktım. :D Şansıma onları tanımaya başladığım zaman Tonight zamanına denk gelmişti. Hala Tonight'ın yeri bende ayrıdır. BIGBANG'in en içten ve kendini sevdirebilen yılı olduğunu düşünüyorum. BIGSHOW 2011 ve 2012 arasındaki fark büyük benim için. 

VIPler için uzunca bir bekleyişten sonra Blue ile kendimizden geçtik. BIGBANG hala eski BIGBANG gibiydi. Fakat sonra ne olduysa BIGBANG gözümde büyük bir değişime girdi ve artık o eski samimiyeti göremez oldum. Fantastic Baby ile çok eğlendik, başarılar elde ettiler fakat özellike GD ve Tae'deki bu büyük değişim benim sürekli dert yandığım bir konu haline geldi. Önceden tamamen kendilerine özgü iken şimdi bazı hareketleri tamamen özenti gibime geliyor. Tae'nin saçını ben beğenmiştim mesela ama eski gözlerinin içi gülen Young Bae yok artık. Kafasını şu 'swag' saçmalığıyla fazlasıyla bozdu. Peki GD'ye ne diyeceğiz? Fashionista olacağım derken ipin ucunu kaçırmasına? Özellikle PSY'ın dünya çapında bir sanatçı haline gelmesiyle şirketçe bir değişime mi girdiniz bilmiyorum ama bu durumdan hiç hoşnut değilim. GD görmekten sıkıldım, Ji Yong görmek istiyorum biraz. GD solo comeback yaptığında bütün şarkıları çok sevdim ama aynı tarzda yeterince şarkı gördük, vakit eski zamanlara dönmenin vaktidir diyorum. Ayrıca Tae'nin solosunu heyecanla bekliyorum çünkü Solar albümünü siz de dinlemeye doyamıyorsunuz biliyorum. Forever alone haline geri dön ve bizi biraz ağlat Tae! Fakat yine bir şikayetim var! Daesung harika sesiyle harika şarkılarla dönmesine rağmen bu kadar kolay unutulmasından hiç haz etmiyorum. Ortada böyle bir şey varken değer görmemesi çok üzücü.

 Neyse, grubun yeteneklerine kesinlikle bir lafım yok ve her zaman ilk önce kendimi VIP olarak tanıtacağım fakat BIGBANG'in bedenimize değil, kalbimize dokunduğu şarkıları görmek istiyorum artık. Lies ve Haru Haru neden eskimiyor biliyorsunuz. Sözleri anlamasanız ve ritimli bir şarkı olsa da siz de onlardaki hüznü hissetmiyor musunuz? Umarım ne demek istediğimi anlayabilmişsinizdir. Benim gibi düşünenler var biliyorum. 
^-^ 



2- 2NE1

(Soldan sağa: CL, Minzy, Dara, Bom)

2NE1! Korenin kesinlike en bomba kız grubu! mu acaba? Eskiden (yaklaşık iki ay öncesine kadar) evet diyebilirdim. Hala severek dinliyorum. Peki şimdi ne değişti? CL değişti! The Baddest Female, sahneyi yerinden oynatan, tamamen karizma CL koşar adımlarla ''özentilik'' uçurumundan atladı. Başarın, yeteneğin evet harika ama sen de samimiyetini şutladın. Lider olarak canlı performanslarda sahneyi çok güzel bir şekilde idare ediyorsun, imrenerek izliyoruz fakat şimdi batı tarafıyla içli dışlı olman böylesine iticiliğe seni itiyor sanırsam. Solonu heyecan ve merakla bekliyorum, sesini çok seviyorum ama daha da değişecek olman benim umudumu biraz söndürmüyor değil. Tarzın kendiliğinden seksi idi, ama şimdi seksi görünmeye çalışıyor gibisin. Seksilik ve ucuzluk arasındaki çizgiyi aşmaman dileğiyle.

Minzy'ye gelelim. Bu sesinle diğerlerinin arkadasında kalmana üzülüyorum. Bence sesinin huzur verici bir tınısı var fakat maalesef tam anlamıyla grup içine gözükmüyor bu. Dansa yeteneğin var bunu kimse inkar edemez. Ancak şöyle bir şey de var ki doğru tarz olmadıkça ortada tepiniyormuşsun gibi gözüküyor. Doğru tarzda devam etmen ve grupta öne çıkabilmen dileğiyle. :3

Dara... Dara... Ne desem bilemedim. :D Yüzünün çok güzel olduğunu düşünüyorum ve yaşından oldukça genç gözüküyorsun. Kozmetik ve reklam alanında işi iyi götürüyorsun ne yalan söyleyeyim. Ama müzik adına bana ne verebildin dersek... Elimde autotune'dan başka bir şey yok. O yüzden tipin sayesinde ayakta durduğunu düşünüyorum. YG'nin sana adam gibi bir saç vermesini umar, ellerinden öperim.

Park Bom! Sesin tartışmasız, kesinlikle ve kesinlikle harika. Tatlısın, yaşına göre çok iyisin, bacakların kıskanılacak kadar güzel. Ama ama ama.... Makyajdan mıdır, estetiği fazla kaçırdığından mıdır bu ara yüzün biraz kaymış gibi. :/ Allure pozlarındaki makyajın kesinlike şimdiki halinden çok daha harika. Güzel gözükeceğim derken plastik gibi görünmeye başladın. Neyse boşver, sesin ve bacakların olduğu sürece sırtın yere gelmez. :P


3- B.A.P

(Soldan sağa: Zelo, Youngjae, Himchan(:3), Yongguk, Daehyun, Jongup)

What's the name of the game Beh Ey Peh! Şimdiye kadar hiçbir grubu bu derece.. Imm bu derece... Çıkışından beri bayılıp sevmemiştim! Gözümde hiçbir zaman rookie olmadınız. Profesyonel olarak çıktınız, daha da iyileşerek ilerliyorsunuz! Çıkış zamanlarında ortalığı çiçek çocuklar sarmıştı. ''Gawd, i need bad boys!!'' feryatlarım hat safhaya ulaşmışken Warrior teaserıyla işimi bitirdiniz. Hayallerini kurduğumdan daha da harika bir şekilde çıkış yaptılar! Ve içimdeki blonde asian people aşığı için tadından yenmeyecek bir grupsunuz. Kısa zamanda bir sürü comeback yaparak hayranlarını hiç üzmeden, bekletmeden ölümüne fangörllük yapmalarını sağladılar. sadlkjlsfkd BEN DE DAHİL. Bu gruba olmamış diyeceğim tek şey şirinimsi comebackleri. Olmuyor BAP, zorlama! :D Siz dışşın dışşın adamlarsınız, kızlara çiçek vereyimmiş, balon alayımmış, ay yok efendim kalpli ciciş şeylermiş hiç olmuyor. sfjdlkd Ama bu onlar için çıldırmama engel mi, hayır! :D Sizler hakkında daha söyleyeceğim çok şey var ama yazı buradan sonra benim fangörllüğüme dönüşmesin diye susacağım. :3 



4- Super Junior

(Soldan sağa: Ryeowook, Kyuhyun, Heechul, Siwon, Eunhyuk, Sungmin, Donghae, Yesung, Leeteuk, Shindong)

Şupo Cuniyo! Bir türlü doğru title song seçemeyen grup! Erkek haremi gibisiniz maşallah ama başınızda bir yanlışlık var. Annem, albümde arkada kalmış şarkılarınız çok çok çok daha güzel fakat her seferinde aynı tarz kakadan bir şarkıyla dönmek zorunda mısınız? :3 Nerede Don't Don? Nerede It's You? Nerede benim halay şarkım Bonamana?!?!?!??! Aynı klip, aynı müzik aynı flaşlı ışık, aynı çekim açısı, aynı tas, aynı hamam! 

Bu grup benim için öncelikle Şivon, sonra Kangin, Heechul, Yesung, Sungmin, Kyuhyun, Ryeowook ve Donghae'den ibaret. Gerisini at! Özellikle Shindong'u at. Şimdi ''onu şişman diye sevmiyorsun'' diyen kezolar çıkacak. Hayır, Kangin'i şişmanlığı için sevdiğimi bilmiyorsunuz ve kimsenin kilosuyla bir derdim yok. Shindong'un sesi alabildiğine gıcık! Bana göre müziğe dair yeteneği yok. Özellikle tam kendimi şarkılara kaptırmışken cort diye aradan çıkan komedyen sesinle her şeyi yerle bir ediyorsun. Gidip şov yapsana be adam! SuJu'da işin ne? Ha sevenin vardır bir şey diyemem. Ben sevmiyorum. :3

Leeteuk. İtık. Seni de bir türlü sevemedim. Teaser fotolarında sana ne tür bir makyaj ve shop yapıyorlar da öyle gözüküyorsun bilmiyorum ama normal halin bana itici geliyor. Harika bir lidermişsin cartmışsın curtmuşsun tam bilgim olduğu söylenemez ama benim için alamancı kılıklı geldin alamancı kılıklı gideceksin. 

Euhyuk... Sende de bana itici gelen bir şeyler var. Bilmiyorum çok saman altından su yürütüyormuşsun, gizlice kızları götürüyormuşsun gibi bir tipin var. Dansını severim ama bak. Ama işte itici gelen bir şey var...

Grubun ses yeteneğine değinelim biraz. KRY dedikleri harika bir alt gruba sahip bu harem. Kyuhyun, Ryeowook ve Yesung'dan oluşuyor efenim. Şarkıları ses yeteneği açısından dinlemeye doyulmayacak tarzda. Dinlemediyseniz gidin bir bakın. Ballad adına güzel şeyler bulacaksınız.

Gelelim ben bir tanecik ideal tipim Şivon'a! Twitter'da takipçi listeme bulunduysanız İpekli çingum ile yaptığım fangörllükleri mutlaka görmüşsünüzdür. Bu adamı sevmeyen niye sevmez çözebilmiş değilim. Tip desen var, tarz desen var, ses desen bence gayet hoş, tok, erkeksi bir sesi var. Her şeyiyle bu kadar mikemmelken bu adamın neden antisi var?! Erkeksi tarza bayılıyorum ve Şivon benim için koy evin bir köşesine, sanat eseri diye izle denilebilecek türde bir adam. Burnundaki kusur bile kusursuz ki adam gerçekten doğal bir harika. Ehem, onun gibi tamı tamına bir ideal tipim daha olmayacak. Çok seviyorum, çok beğeniyorum, umarım yanına yakışan bir eşi olur. :3


5- EXO

(isimler yazıyor zaten :3)

M tarafı harika, K tarafı emmm hummm ıııııı bir grup. ELFlerden sonra en kavgacı fandoma sahipsiniz diyebilirim. Arkadaş bir fandom her lafı mı tersinden anlar?! Tabii ki iyi fanlar da var da diğerlerinin arasında kaynayabiliyorsunuz. Özellikle döndürdüğümüz estetik muhabbetiyle bayağı bir nefret kazandık ama umrumda mı, hayır. Tekrar şunu gösteriyorum ki ''Hıyaaıır onlarda estetik yok bikerem'' diye gelmeyin bana. Ha şikayetimiz yok estetikten bunu da bir kez daha belirteyim. Sonuçlar çok iç açıcı, bak bak doyamıyoruz. :3

Biasın kim derseniz 3 isim sayarım; Kris, Luhan ve Tao. SMcim hangi estetikçiyle sözleşmen var bilmiyorum ama kesinlikle harika bir iş çıkarmış olduğu kesin. Kris'i o günlerden bu günlere getirmek zor olmuş olsa gerek ki ortaya porselen bebek gibi bir şey de çıkmış. Luhan'ın harika görünüşüne zaten kimsenin bir şey diyebileceğini sanmıyorum. :3 Tao'ya gelirsek dışı sert, içi pamuk şekeri gibi bir çocuk. :3 Boyle maknae mi olur, maknae dediğin Luhan tipli olur değil mi? Ama yooo, bir kez tanımaya başladınız mı bu işi hakkıyla yaptığını göreceksiniz. 

Şarkı çıktığından beri What Is Love'ı severek dinliyorum. History'de güzel şarkı. MAMA'ya gelirsek... Bu konuda herkesin ne düşündüğünü biliyoruz zaten. :D Sakız gibi uzayan, sivrisinek masalına dönen bir şarkı hakkında daha da fazla konuşmak istemiyorum. Abimin versiyonunu daha çok seviyorum. Sözleri: ''Hunduz hunduz, şitçi kerimos kerimos...'' diye devam ediyor. (şarkının giriş kısmını söylemeye çalışıyor :3) 

Two Moons'u çok severim ama. Özellikle Key de olunca işin içinde şarkı çok hoşuma gidiyor. Bir diğer sevdiğim şarkı ise Angel. Teaserlarda en beğendiğim şarkılar arasındaydı. My Lady ve Baby Don't Cry'ı merakla bekliyorum. :3

K kısmına neden emmm humm dediğime gelelim şimdi. O tarafın daha küstah bir havası var gibi. Kai'nin tipini severim şimdi yalan yok ama bu izlenim denen şey biraz şey kaçıyor. Özellikle Kai ve Sehun ikilisindeki ''ehu ehe lan biz babadan zenginiz'' surat ifadesi hoşuma gitmiyor. Ama yakışıklılar mı, evet. :3 Ama gıcıklar mı, ona da evet. SM Kai'yi şişirdi şişirdi, dedik nolüüz?! Neden bu 832792 teaserın yarısı Kai'ye ait? Diğer üyeler armut mu topluyor? SM böyle göz ameliyatı yaptırmayı nereden öğrendi?! Kai çucuğum, SM teaserlar ile o kadar şişirince History'de sahip olduğun tek satır beni güldürdü valla. Tipin ve dansın valla bak iyi ama cidden sende züppe siması var. 

Wolf nasıl olacak bakalım. Finally they are coming back!



6- INFINITE

(Soldan sağa: Dongwoo, L, Sungjong, Hoya, Woohyun, Sunggyu, Seungyeol)

İnpinitı! Ben size çaak geç kaldım çaak. Bir kere bu grubu tanımaya başladınız mı bırakamıyorsunuz. :3 Dedesiyle, kız grubu dansı ustasıyla, harika sesleriyle ve senkronizasyonlarıyla mükemmeller! Ne desem cidden bilemiyorum çünkü gerçekten kelimelere dökemiyorum gibi bir şey. Haşin erkeğim Hoya bias listeme hızlı bir giriş yapınca gerisi de geldi malum. İkinci bir bias olarak Gyu dedeyi de yanıma aldım ki pek mutluyum. :3 Kesinlikle yetenek dolu bir grup. Rap yapabilen kişilerin aynı zamanda bu kadar iyi vokal yapabilmesi, danslarının tamamen kusursuz olması falan filan derken gruba aşık oluyorsunuz. 

Fekat bir şikayetim var. L! Ben hayatımda bu derece oppacı fan çekme yeteneğine sahip bir GD bir de bu adamı tanırım. Tamam yakışıklısın, tipin mikemmel ama o kadar çok oppacı fanın var ki... Myung severim o ayrı ama L hayır! Onlar gibileri yüzünden Myung sevgimi içte, en derinde yaşamak zorunda kalıyorum. Litfen bana sadece L'i tanıyıp ''ben İNSPİRİT'im'' demeyin. sdkjflsk Valla bir de İNFİNİTE yazıyorsunuz çoh üzülüyorum. 

Neyse efendim... Dinleyin dinlemediyseniz. Pişman olmayacaksınız. :3


7- SHINee

(Soldan sağa: Onew, Taemin, Jonghyun, Minho, Key)

SM'in title song sorunu bu grubu da vuruyor maalesef. Hep gürültülü bir şarkıyla dönüyorsunuz. Mesela en son comebacki ele alırsak, albümde Excuse Me Miss ve Orgel gibi harika iki şarkı varken Why So Serious  niye?! Jjong'suz bir comebackte cabası! Olmadı SM, olmadı. 

Grupta Key, Jong ve Onew benim için ayrıdır. Taemin arkadaşımın aşkı. Fakat Minho'ya gelirsek... Minho uzunca bir süre Shawol olamama sebebim. Bu çocukta bana bu kadar itici gelen ne var bilmiyorum. Ayrıca rap yapışını da beğenmiyorm. Koreliler tipini çok beğeniyor, bunu da anlamıyorum. Cidden sevemiyorum bu çocuğu. Biraz alışır gibi oldum ama bir yanım hala istemiyor. Özellikle Lucifer'de hiç sevmediğimi fark ettim. Seveni çok var evet ama aynı tonda bir ses, aynı bakışlar aynı şeyler falan beni itiyor. Yemnediyom gereksiz eleman gibi grupta. Zaten iki satır söz veriyorlar başka bir şey yok. 

Taemin'i de severim. Şeker gibi çocuk. Sesini çok geliştirdi, dansını bilmeyen yok. Ama nolur şu çocuğu kız kılığına sokma SM. Kıskanıyoz bak cidden. :3

Key Key Key... Ne desem sana Diva'm! :D Hem vokalini hem de sesini acayip beğeniyorum. Tarzın, moda anlayışın, saçların, gülüşün.... Neyse, iç dünyamdaki deli susmak bilmeyecek. Fangörllüklerimi dinlemek istemediğinizi biliyorum ama bu kadarını tutamadım. :P


8- SNSD

(Soldan sağa: Sunny, Sooyoung, Tiffany, Jessica, Yoona, Yuri, Seohyun, Taeyeon, Hyeyeon)

EŞENEŞDİ. Direk konuya dalıyorum. Sevmiyorum. sdlkjsd Antisi miyim, hayır. Şarkılarını dinler miyim, evet. Grup üyelerinin hepsini sevmem. Antisi olduğum iki kişi var: SUNNY VE CEŞİKA.

Sunny kadar itici, eblek surat, kısa saçın bu kadar yakışmadığı, aegyo yapınca midem bulanan bir başka kız daha yok. Ses desen yok. Tip desen yok. Torpil desen VAR. Torpil olmasa temizlikçi diye bile almazlar şahsımca. Ben olsam şirketimin kapısından sokmam. Gereksiz eleman bile değil gözümde. :3

Ceşikaya gelirsek bu kızın nesini bu kadar beğenip ah unnim vah unnim diyorlar anlamıyorum. Estetik vadisi olmasına rağmen benim gözümde hala toplanmamış o tiple, sıfır sesle, mal hareketlerle tamamen nefret edilesi bir şahıs. 

Taeyeon ve Tiffany ses olarak sevdiğim kişiler. Hyeyeon da dansta iyi ve geçirdiği harika estetik ameliyatlarından sonra kuğuya dönüştü. Sooyoung'ın da yüzünü severim, şeker kız. Boy maşallah. The Boys performanslarında yıkıyordu tipiyle ortalığı. 

Fandom olarak sevmediğim gruplar arasında. Öyle terbiyesiz ve küfürbazlar var ki aranızda ağzım açık izliyorum. Hayır yani neyin avukatlığını yapıyorsunuz anlamıyorum. Benden uzak olun, aranızda ne yaparsanız yapın. Melek unnileriniz dönüp malum yerleriyle bile size bakmayacaklar, iyi eğlenceler.


9- SS501

(Soldan sağa: JungMin, HyungJun, YoungSaeng, HyunJoong, KyuJong)

Dabıl es fayf o van! Kpop dinlemeye başlama sebebim! Şu an sözleşmesel olarak ayrılmış olsalar da maneviyat yönünden ayrılmadıkları için umudumuzu kesmeyip bekliyoruz. Çok severim çok dinlerim. PJM gruptaki favorimdir ve grupta en iyi sese onun sahip olduğunu düşünüyorum. En azından beni etkileyen ses o. 

Talihsizlikler yaşanıp grup fiziki ayrılma sürecine girince sololar bizi mutlu etti umutlandırdı ama ne gördük?! YS, Jun ve Kyu çabucak sönerken, PJM yine bir nevi ilgi görerken en çok ilgiyi tabiki KHJ aldı. Neden, oppacı fanı en çok olan şahsiyetlerden biri. Ses yeteneği en zayıf olan kişi gruptaki. Tipi iyi bak ona diyecek bir şeyim yok fakat zaman içinde biraz soğdum kendisinden. BOF izleyicisi ben nasıl LMH'dan soğuttuysa Hyun'dan da yavaş yavaş çıktım gittim. Ki benim gözlerimde tip olarak PJM çok daha iyi Hyun'dan. :3 O kadar iyi olmayan ses yeteneğiyle bu kadar başarı elde etmiş olmasının sebebi tipidir diyorum. Kişiliğine de lafım yok, gruptaki herkes bir melek, çok seviyorum ama gerçekleri konuşursak benim düşüncelerim bunlar. 


10 - SISTAR

(Soldan sağa: Soyou, Bora, Hyorin, Dasom)

SISTAR! Bu grup hakında öyle çok bir bilgim yok maalesef. Araştıracak vaktim olmadı ama üstümdeki yükleri atlatınca derinlere gireceğim elbet. Alone'dan itibaren dinlemeye başladım ki harika bir şarkı. Dansı, seksilikleri, sesleri... Yani her şeyleriyle harika kızlar. Özellikle Hyorin adındaki şirin mi şirin, muhteşem sesli bu kıza sahipken bu grubun sırtı yere gelmez diyorum. O ne harika bir ses bre-Hyorin! İnsan ilk dinlediği andan itibaren kaptırıyor kendini. Beğenmemek elde değil. Zaten yüz ve vücut olarak çok beğendiğim kızlar arasında. Diğer kızları pek tanımıyorum ne yazık ki. Ama Dasom bana çok tatlı geliyor ve Bora da Sistar19  izlediğim zamanlarda gördüğüm kadarıyla çok hoş bir kız. 

Ah Sistar19. Bana bile ''dsşasidlşasişdlşasd'' dedirtecek kadar harikaydı Gone Not Around Any Longer. Dansı gerçekten seksiydi ve şarkı bir harikaydı! Özellikle şarkıda bir ''eh eh eh eh'' kısmı var ki Hyorin ablamız kendimizden geçiriyor. Keşke Bora'nın da çok yeri olsaymış ama onun rapini de çok sevdim ben.

Şunu göstermek istiyorum size. Birisi Alone ve Lonely mashupı yapmış ve benim çok hoşuma gitti, dinliyorum bol bol. Siz de seversiniz umarım. :3 

TIK 

---

İlk partta 10 gruptan bahsettim sadece. Yazı yeterince uzun oldu zaten, sizi sıkmanın anlamı yok. İkinci part için yazmamı istediğiniz grupları lütfen belirtin. :3

Umarım yazıyı beğenmişsinizdir. :P

Sağlıcakla kalın.

19 Mart 2013 Salı

Yabancı




Milyonlarca kum tanesi arasında bir ben. Yavaşça suya değdiriyorum ayağımı. Bomboş sahilde tek başına bir kız. Ayağımı çekiyorum hemen. Sevmiyorum ki ben ıslanmayı. Hafif bir rüzgar okşuyorken tenimi, kısa saçlarım yüzüme çarpıyor. Yine bir pişmanlık duyuyorum saçlarımı kestirdiğime. Muhtemelen belime geleceklerdi şimdi.

Bir iç geçiriyorum. Deniz doluyor içime. Kapalı gözlerimde yosunlar, balıklar, dalgalar... Kulaklarımla hissediyorum denizi. Huzurlu bir gidiş geliş. Yavaşça bırakıyorum kendimi. Sırtüstü uzanıyorum tanelere. Sırtıma taşlar batıyor. Umrumda değil. Güneş daireler çiziyor yanaklarımda.

Bir şarkı düşüyor aklıma. Tam yaz, deniz, güneş ve aşkı anlatan bir şarkı. Başlıyorum kendi kendime mırıldanmaya. Ayaklarımla ritim tutarken, dalgalar da eşlik ediyor bana. Bütün güzel anılarımı düşünmeye başlıyorum. Şimdiki anı unutup, dalıveriyorum geçmişime...

Bir çift ayak sesi uyandırıyor beni. On adım ötemde bir yabancı. Dalgın o da benim gibi. Kendini bırakmaya gelmiş. Yavaşça doğruluyorum yattığım yerden. Dönüp bana bakmıyor. Bronz teni güneşte muhteşem gözüküyor. Alnına düşen siyah bukleleri var. Kafasını arkaya atıp gökyüzüne bakıyor. Ela gözleri çarpıyor beni. Kirpikleri uzun ve kıvrık. Üstündeki koyu gri tişört rüzgarla titriyor. Dolgun dudaklarına bir gülümseme yayılıyor.

Ne kadar güzel olduğu düşüncelerimi bir kenara bırakıp silkeleniyorum. Bir yabancıyı böyle izlemek doğru değil diyorum kendime. Yavaşça ayağa kalkıp üzerime yapışan kum tanelerini temizliyorum. Eğilip çantamı aldıktan sonra ufukta kaybolan denize teşekkür eden bakışlar atıyorum. Gülümseyerek sırtımı dönüyorum ve kumun ayaklarımın altında çıkardığı sese odaklanıyorum.

Biraz ilerlemişken sakin adımlarıma karışan başka bir ses duyuyorum. Arkamdan geliyor yabancı. Yetişiyor bana. Arkamı dönüyorum sakin olmaya çabalayarak. Denize karışan kokusunu hissediyorum. Başım dönüyor. Alnındaki bukleleri geri iterek kocaman bir gülümseme yerleştiriyor ağzına.

Elini uzatıyor.

''Merhaba'' diyor, ''Ben Deniz.'' 



23 Şubat 2013 Cumartesi

İnsan Kabuk



Gözlerini kapatıp, içine dönemiyor insan. Çok fazla gürültü var etrafta. Kulaktaki çınlama, televizyonun sesi, komşudaki kargaşa...  Ben deliriyorum belki. İçimdeki gürültü, dıştan büyük. Dün, bugün, yarın hep konuşuyor. Görünen bir kişi, aslında bin kişi. Her an değişiyor yüzü. Sağı, solu, her tarafı kalabalık...

Bazen içinde bir şenlik. Çoğu mutlu, gülüyor, şarkı söylüyor, dans ediyor. Tam bir eğlence! Böyle olunca, dıştaki insan kabuğu gülümsüyor. Ancak köşedeki birkaç parçası mutsuz. Mutlulardan bir kesim farkediyor. Sarhoş olmamışlar daha. Onların üzüntüsünü dinliyorlar. Bu sefer paylaştıkça çoğalan şey hüzün. İçteki yüzler düşüyor birer birer.

İnsan kabuk kırılıyor. Birkaç damla sızdırıyor. Acı dalgası içini yıkıyor. Ama şimdi sarhoşlar sinirli. Keyifleri bozuldu çünkü. Dilleri ateş saçıyor, gözleri nefret. Acıyı yeniyor öfke. Titriyor insan kabuk. Kaşları çarpılıyor. Sımsıkı yumuluyor dudakları. Gören korkuyor...

Yoruluyor içteki savaş. Teker teker dinlenmeye koyuluyor sarhoşlar. Nefes nefese hepsi. Kolay değil öfke. Uyuşukluk hissi sarıyor insan kabuğu. Başı ağrıyor, gözleri yanıyor. Eriyor insan kabuk. Göğsü hızlı hızlı inip kalkıyor. Başında bir dönme hissi. İçi yıkılıyor.

O anda biri değiyor kalbine.Uyuşukluk, yerini sakinliğe bırakıyor. Gözlerinde parıltı var insan kabuğun. Çok şey bekliyor, umut ediyor. Kalbindeki el ısıtıyor onu. Sakinlik üstünde birkaç coşku darbesi. Tekliyor kalbi. İçindeki kimselere güneş doğuyor birden. Sarhoşlar eski haline dönüyor, mutlular keyifli, üzgünler bir kenarda.

El gevşiyor sonra zamanla. İnsan kabuk korkuyor. İçindeki kalabalıkta fısıltılar sarıyor düşünceleri. Korku her yere hakim. Anlıyorlar, gerçekleşiyor korkulan. Yardımcı, sıcacık el gidiyor. Sarsılıyor insan kabuk. Üzgünler acıda boğuluyor, mutlular yardıma koşuyor, sarhoşlar yine sinirli...

Gözlerini kapatıp, içine dönemiyor insan. İçindeki karmaşa, dışarıdan fazla, anlıyor. Bunlarla boğuşmaktansa, etrafı dinlemeye koyuluyor.

İyiymiş gibi gözüküyor insan kabuk, içinde bin çeşit insanla.

18 Aralık 2012 Salı

Ensesindeki Nefes



Dinleyerek okuyun.

---

İki çift çıplak ayak. Birbirine değen ayak bilekleri. Hava aydınlık. Bembeyaz bir perde inmiş sanki odaya. Sırtında bir sıcaklık. Belinde kilitlenmiş eller. Gözleri kapalı. Sadece kaybolup gitmek istiyor bu anda. Nefesleri sakin. Tatlı bir sıcaklık ensesinde. Gözlerini açmaya korkuyor. Ya bozulursa büyüsü?

Omzunda bir karıncalanma hissediyor.Hafif bir dokunuş. Etin ete değdiği an. İki dudak parçası kapanıyor boyun çukurunda. Ensesindeki nefes mutlu. Belindeki eller daha da sıkılaşıyor. ''Bir'' olmak istiyorlar sanki. İki ayrı dudak kıvrımında bir yükseliş. Ensesindeki nefes heyecanlı. Çenesi tam oturuyor boynuna. Yapboz parçası gibi. Hafif bir gıdıklanma hissediyor. Minik bir gülücük çıkıveriyor ağzından. Belindeki elleri kavrıyor. Öyle sıcacıklar ki...

Ensesindeki nefes saçlarına çıkıyor. Saç kokusu. Sevdiğin kişinin o muhteşem kokusu. Kafasını yana çeviriyor. Çenesinde bir kelebek. Kanat çırpışlarını kalbinde hissediyor. Uçtuğunda kelebek, yanağında bir başkası. Öyle içten ki, aklına bile sığdıramıyor. Ensesindeki nefes, bir tutam tutku oluveriyor. Şakağında açan bir çiçek. Hep orada kalsa keşke. Mutluluktan şakakları sızlıyor. Bu nasıl bir his böyle?

Ensesindeki nefes yüzüne vuruyor artık. Tam iki çift parıltı. Dört tane yıldız yerleşmiş gözlerine. Biri olmazsa, diğerleri hiç yok. Kirpikleri değiyor birbirine. Yumuşak. Kıkırdamaya başlıyor birden. Zamanın mutlu bir esiri sadece. İliklerine kadar mutlu o anda. Ensesindeki nefesi içine çekiyor. Gözleri yaşla doluyor birden. Fazla geliyor duygular. Nasıl böyle muhteşem ki?

Hava ciddileşiyor. Birkaç tutam alev var odada. Ensesine, boynuna, çenesine, yanağına ve şakağına serpiştirilmiş ateş parçacıkları. Dayanamayıp gözlerini yumuyor yeniden. Tenler buluşuyor. İki parça et kavrayıveriyor hislerini. Dudakları aynı anda bir sürü hissi yaşıyor. Tüm vücudu titriyor. Ensesindeki nefes kesiliyor. O nefes içinde artık. Boğazından bir yudum kıvılcım geçiyor. O şirin kelebek tekrar konuyor çenesine. Ensesindeki nefes gülümsüyor. Bakışları tonlara söz söylüyor. Sese ihtiyaçları yok.

İki beden uzanıyor yerde. Yastık bir kişi için bile küçük. İki nefesi sığdırıyorlar o yere. Ensesindeki nefes hayaller kuruyor. Küçücük bir ana yüzlerce şey sığdıracak hayaller. Sevmek, sevmek ve sevmek istiyor. Ancak kaşları endişeyle kıvrılıyor. ''Neden mutlu gözükmüyorsun?'' diyor yüzü. Cevap veremiyor ensesindeki nefese. Gözlerini kapatıp, kelebeğin tekrar gelmesini bekliyor. Pes ediyor en sonunda. Açtığında gözlerini, aynı soruyu tekrarlayan bir yüz karşısında. ''Ben bunları hak etmiyorum.'' diyebiliyor sadece. Kırık bir fısıltı halinde çıkıyor sesi. Gözlerine parıltılar doluşuyor. Düşmesine izin vermeden yakalıyor onu ensesindeki nefes. Gülüyor yine. Onu ciddiye almıyor bile. 

Nefes, kelebek oluveriyor. Koluna, alnına, burnuna konuyor bu sefer. Endişeleri kalkıyor. Bu defa nefes o olmak istiyor. Ensesindeki nefesin boynuna gömüyor yüzünü. Güven duygusu başını döndürüyor. Burası ev gibi. Ensesindeki nefes huzurlu. Onunla her şeye hazır şu anda. Yumuyor gözlerini. Boynunda ılık bir rüzgar. Uyumak istiyor öyle. Rüya görmek. Bu dakikaları tekrar tekrar yaşamak. Çıldıracak gibi hissediyor. Alt dudağını ısırıp gülümsüyor bir kez daha. Boynundaki ılık rüzgar yavaşlamış. Ensesindeki nefes uyuyacak şimdi...

---

Bunlar yaşadığım duygular değil. Sadece kafamda birden canlanıverdi bu yazdıklarım. Paylaşmak istedim. :)